Didem

Bir Can Dündar yazısı

Bu konu Didem tarafından 1 sene önce açıldı ve Henüz Cevap Yok.
Didem
Didem
ADMINISTRATOR
Üyelik Zamanı: 1 sene önce
Konu Sayısı: 3434
Yanıt Sayısı: 0
19 Mayıs 2021, 9:53

Bir Can Dündar yazısı

Hayat…
Bir Can Dündar yazısı

İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu,
ateşin yaktığını
Sevgisizliğin insanın canını acıttığını
Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor
Her şey ona çok büyük görünüyor:
Ev, masa, anne, baba
10´una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor Azgın bir iştahla
öğreniyor Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor Dünyanın evde, okulda
kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor
15´inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen yüzünden,
değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor.
Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği
odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını
hissediyor, büyüleniyor Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini, şiirin her
türden hasreti dindirdiğini anlıyor Aşk acısını öğreniyor Yine de seviyor;
ille seviyor, inadına seviyor
20´sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor Her şey ona küçük
görünüyor:
Ev, masa, anne, baba
"Dünya küçükmüş; büyük olan benim" efelenmeleri başlıyor Lakin dünya bunu
bilmiyor
25´inde ayaklar biraz yere değiyor. Okul bitiyor, iş telaşı başlıyor
Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp
grileşiyor
Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlarsa kalbinden
vurularak evleniyor genelde 5 yıl önce uzak bir ülke olan "istikbal",
daha yakına geliyor "Bir denizde yangın çıkarma" hayali erteleniyor
"Dünya zor"laşıyor30´unda muhasebeye başlıyor insan:
"Dünya hâlâ beni tanımadı, üstelik galiba ben de dünyayı tam tanımıyorum"
dönemi
Mevcut bilgilerin sorgu yeri
Kuşkunun beyliği Tehlikeli yaşlar: "Bunun nesine hayran oldum ki ben"
pişmanlıkları, "Hakkımı yediler" sızlanmaları, sırta saplanan hançerler,
çelmeler, dost kazıkları, ağır ağır olgunlaştırıyor insanı
35, yolun yarısı
Hiç okul asmadan, evden kaçmadan, bir terasta sevdiğiyle öpüşüp bir çadırda
uyanmadan 20´sine gelenler için gecikmiş telafi çağları
Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların sözüne yeniden kulak kabartılan
yaşlar Olgunluğun karasuları
40´ında eski kotlar dar gelmeye, saçlara ak düşmeye, aile büyükleri yaşlanıp
ölmeye başladığında bocalıyor insan
Panik, kadınları kuaföre sürüklüyor, erkekleri araba galerilerine; ve
ikisini birden yeni sevda hayallerine
Yiten gençliğe, boyalı saçlarla, içe çekilen karınlarla, kırmızı arabalarla
çare aranıyor
45´inde "istikbal" denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor insan
Hem ölüm yarınmış gibi, hem hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamasını öğreniyor Eski
dostlar, hatıralar kıymete biniyor
Didişmenin yerini sükûnet, böbürlenmenin yerini nedamet, kinin yerini
merhamet alıyor "Keşke"ler "iyi ki"lerle, hırslar hazlarla yer
değiştiriyor
Bu dünyayı silkelemekten, daha iyi bir dünya için kavga vermekten
vazgeçmeseniz de, öbür dünya umuduna da kulak kabartıyorsunuz, ara sıra
Genellenemez tabii; bunlar benim yaşlarım.
Sonrasını bilmiyorum henüz; öğrendikçe yazarım

Can DÜNDAR

Konuya Bir Cevap Yazın

  • 14 Kayıtlı Üye
  • 66282 Konu
  • 157 Cevap
  • Son Üye: aile